Biyofobi: Doğa’dan korkanların tanımı

Keşfetmek için Aşağı Kaydırın

Biyofobi: Doğa’dan korkanların tanımı

Araştırmalar, doğayla temasın psikolojik faydalarını ortaya koyuyor. Buna rağmen kentleşme ve dijitalleşme, insanla doğa arasındaki bağı zayıflatıyor, biyofobi riskini artırıyor

  • 0
  • 8
Biyofobi: Doğa’dan korkanların tanımı

Tabiat deneyimleri genel olarak insan ruhu için bir merhem olarak görülür. İnsanların doğaya duyduğu sevgi için özel bir kavram bile var: Biyofili.

Bu fikir evrim psikolojisinden gelir ve insanların evrim sürecinde kendilerine iyi hayatta kalma koşulları sunan doğal alanlara yöneldiğini savunur.

Bunun karşıtı ise biyofobidir, yani doğa korkusu. Buna örnek olarak büyük yırtıcı hayvanlara duyulan korku ya da zehirli olabilecek örümcek ve yılan gibi hayvanlara yönelik fobiler verilebilir.

Ancak araştırmacılar giderek bu tür somut ve başlangıçta yaşamı koruyucu korkuların çok ötesine geçen bir doğa korkusu biçimini gözlemliyor. İsveç Lund Üniversitesi'nin bir derleme çalışması bu sonuca varıyor. Araştırma ekibi, insan ile doğa arasındaki ilişkiyi ele alan farklı disiplinlerden toplam 196 çalışmayı değerlendirdi.

Sonuç: İnsanların doğayla ilişkisi belirgin biçimde kötüleşiyor gibi görünüyor.

 

Doğa ile temasımız azalıyor

Çalışmaların çoğuna göre bu kötüleşmenin temel nedeni, giderek daha fazla insanın doğayla giderek daha az temas kurması. Derleme çalışmasını yöneten Lund Üniversitesi'nden Johan Kjellberg Jensen bunu böyle aktarıyor. Buna göre doğayla olumsuz bir ilişki ile giderek daha fazla insanın kentlerde yaşaması arasında açık bir bağlantı var.

Çevre ve iklim bilimci Jensen, yaptığı açıklamada “Bugün dünya nüfusunun büyük bölümü şehirlerde yaşıyor, bu da gelecek nesillerin biyofobi riskinin artabileceği anlamına geliyor” diyor.

Berlinli psikolog Dirk Stemper de bilim dünyasının 1970’lerin sonlarından bu yana insanların doğadan yabancılaştığını gözlemlediğini söylüyor. Bu durum özellikle sanayileşmiş ülkeler için geçerli:

“Çocuklar giderek daha fazla betonlaşmış, doğadan uzak çevrelerde büyüyor ve zamanlarını ağırlıklı olarak kapalı mekanlarda ve dijital ortamlarda geçiriyor. Tırmanmak, kirlenmek ya da hayvanları gözlemlemek gibi bedensel ve duyusal deneyimler eksik kalıyor.”

Oysa tam da bu deneyimler doğayla aşinalık oluşturuyor. Bu deneyimler olmadığında doğa yabancı geliyor.

Tanımadığımız şey ilgimizi de çekmiyor. Bu da iklim değişikliği ve türlerin yok oluşu çağında gerçek bir sorun haline gelebilir.

Tersinden ifade edersek: İlgi duymadığımız şeyi korumak da istemeyiz.

Herşey garip görünüyor
Bu tutumu, ebeveynler olarak çocuklara da aktarıyoruz. Araştırmanın yöneticisi Jensen, “Ebeveynlerin doğaya yönelik olumsuz tutumları çocuklarının doğayla ilişkisini etkileyebilir, Bu da doğayla bağın aşağı yönlü bir sarmala girmesine yol açabilir” diyor.

Psikolog Stemper’e göre çocuklar, sürekli “Kene var, dikkat et” ya da “Ona dokunma” gibi cümleler duyduklarında, doğayı bir tehlike olarak deneyimliyor.

Bu gözlemi çevre eğitmeni Susanne Sigl de paylaşıyor. Köln’de faaliyet gösteren ve özellikle çocuklara doğayla olumlu bir ilişki kazandırmayı amaçlayan Querwaldein adlı kâr amacı gütmeyen dernekte çalışıyor.

Eğitmen, “Ormanda çocuklardan uzun dallar bulmalarını istediğimizde bazıları onlara sadece parmak uçlarıyla dokunuyor, bazıları mendil kullanıyor, bazıları ise hiç dal getirmiyor” diyor. Birçok çocuk kestane ya da fındığa dokunmak yerine sadece bakmayı tercih ediyor, solucanlara ya da küçük böcekler gibi zararsız canlılara ise hiç yaklaşmıyor.

Doğaya yabancılaşmanın sonucu
Doğa, bize yabancı hale geldiyse ve ondan korkuyorsak bu korku düşmanlığa da dönüşebilir. Lund Üniversitesi'nin araştırma ekibi, buna dair de kanıtlar buldu. Çalışmalara göre biyofobik kişiler doğadan aktif olarak kaçınıyor ve bazı durumlarda ayı, kurt ya da köpekbalığı gibi hayvanların öldürülmesini savunuyor.

Bilim insanı Jensen, doğayla ilişkimizin sadece doğayla temas eksikliği gibi dış faktörlerden değil, iç faktörlerden de etkilendiğini söylüyor. Birçok çalışmanın gösterdiği gibi insanlar kendilerini zayıf ya da hasta hissettiklerinde, örneğin yırtıcı hayvanlara karşı daha fazla korku duyuyor.

1 Mart Deniz Çayırları Günü Kutlu olsun
Önceki Haber 1 Mart Deniz Çayırları Günü Kutlu olsun
Benzer Postlar
Yorumlar 0
Bir Yorum Bırak