Denizden su almak artık zorunluluk Yunanistan, 15 Ege adasında denizden tuzlu su arıtma yöntemiyle temiz su elde etmek için adım atmaya hazırlanırken İstanbul Çevre Konseyi Onursal Başkanı Zafer Murat Çetintaş'a Türkiye'nin bu alandaki potansiyelini anlattı. Çetintaş, “Su krizi kaçınılmaz, çözüm deniz suyu arıtma tesisleri” diyor. Akdeniz ülkeleri artan kuraklık ve nüfus baskısı nedeniyle deniz suyunun arıtılarak içme suyuna dönüştürülmesi projelerine hız verirken, benzer bir tartışma Türkiye için de yeniden gündeme geldi. Yunanistan Çevre Bakanlığı, su kıtlığını gidermek amacıyla 75,5 milyon euro değerinde 42 su temin projesini onayladı. Bu projeler arasında, ilk kez tuz arıtma tesisi kurulacak adalar için de su temin tesisleri bulunuyor. Yunanistan’da adalar için başlatılan yeni deniz suyu arıtma yatırımlarını örnek gösteren uzmanlar, İstanbul başta olmak üzere büyük kentler için bu yöntemin artık ertelenemez olduğunu vurguluyor. Türkiye’de denizden su arıtma konusunu İstanbul Çevre Konseyi Onursal Başkanı ve deniz-su ürünleri uzmanı Zafer Murat Çetintaş detaylı olarak anlattı.
Devletin kararı
Çetintaş, 1980’li yılların ortasında Bakanlar Kurulu’nun İstanbul için deniz suyu arıtma tesislerini “son çare” olarak öngören bir karar aldığını hatırlatarak, bu kararın bugüne kadar hayata geçirilmediğini söyledi. “Devlette devamlılık esastır” diyen Çetintaş, “O gün alınan karar bugün çok daha hayati hâle geldi. İstanbul’un 2050 yılında 25 milyon nüfusa ulaşacağı varsayımıyla yapılan planlama, daha 2050’ye gelmeden fiilen gerçekleşti. Bu şartlarda su krizinin yaşanmaması mümkün değil” ifadelerini kullandı.
Karadeniz avantajlı
Denizden su arıtma konusunda teknik açıdan Türkiye’nin önemli bir avantaja sahip olduğunu vurgulayan Çetintaş, Karadeniz’in düşük tuzluluk oranına dikkat çekti. Çetintaş şunları söyledi: “Ege Denizi’nde tuzluluk oranı binde 38 civarındayken Karadeniz’de bu oran binde 3’tür. Bu, Karadeniz suyunun çok daha düşük enerjiyle arıtılabileceği anlamına gelir. Özellikle Karadeniz kıyısındaki kamu arazilerinde deniz suyu arıtma tesisleri kurulmalı. Bu tesisler 365 gün, 24 saat çalışmalı; enerji ihtiyacı ise güneş enerjisiyle karşılanmalıdır.”
Barajlara destek
Çetintaş, arıtılan deniz suyunun mevcut altyapı kullanılarak İstanbul’un baraj sistemine entegre edilebileceğini de belirtti. Papuçdere ve Kazandere barajlarını örnek gösteren Çetintaş, bu barajların sürekli dolu tutulmasının İstanbul için bir “emniyet supabı” işlevi göreceğini söyledi. Bugün dünyada 120’den fazla şehirde, yüksek tuzluluk oranına sahip denizlerden bile içme suyu elde edildiğini hatırlatan Çetintaş, Türkiye’de Avşa Adası’nın bunun somut bir örneği olduğunu belirtti. Bu nedenle Devlet Su İşleri ile belediyelerin mutlak biçimde koordinasyon içinde çalışması gerektiğini vurguladı.
Göller kuruyor
Türkiye’de yaklaşık 50 büyük göl bulunduğunu, bunların yarısının kuruduğunu söyleyen Çetintaş, çözüm olarak büyük nehirlerden göllere su taşınmasını önerdi. “Bugün doğalgaz ve petrol için 2 bin kilometreyi aşan boru hatları varsa, aynı mühendislik kapasitesiyle nehirlerden göllere su taşımak da mümkündür” dedi. Bu yöntemin bir örneğinin Akdeniz’den Kıbrıs’a su taşınması projesi olduğunu belirten Çetintaş, Sakarya, Gediz, Seyhan, Ceyhan, Yeşilırmak ve Kızılırmak gibi nehirlerin Anadolu’daki su dengesinde kritik rol oynadığını ifade etti.







